Almanya’da özellikle üst-orta sınıf
ailelerin çocukları olan gençler arasında caz ve özellikle de swing dansı
yaygınlaşmaya devam etti ve Swing-jugend (swing gençliği) ortaya çıktı. Savaşın
ilk yıllarında, Swing-jugend hareketi nispeten büyük bir üye sayısına ulaştı.
Bu yüzden Nazi rejiminin ciddiye alması gereken bir protesto hareketine
dönüştü. Swing-jugend Nazi devletini, her şeyden önce ideolojisi ve tekdüzeliği
nedeniyle reddetti. Kişisel özgürlüklerinde büyük bir kısıtlama yaşadılar.
Bütün bunlara karşı, yaşam sevgisi, kendi kaderini tayin etme, uyumsuzluk,
özgürlük, bağımsızlık temsil eden caz ve dans ile isyan ettiler.
Berlin, Frankfurt ve Nazi
Almanya’sına dahil ülkelerin daha başka bir sürü kentinde swing grupları
olmasına rağmen Hamburg swing gençliği üzerine yapılan tarihi baskınların
merkeziydi. Başlarda otoriteler ve vatandaşların bir çeşit hakaret olarak bu
gençleri adlandırdıkları Swing-jugend zamanla gençler tarafından gururla
benimsendi. Gençler birbirine sıklıkla swing boy, swing doll ve swing baby gibi
Amerikan ve İngiliz argo terimleriyle hitap ediyorlardı.
Swing gençliği çoğunlukla orta ve özellikle
Hamburg’da üst sınıf ailelerin 14-19 yaş aralığındaki çocuklarından oluşuyordu.
Bu üst sınıf ailelerde, gençlerin salon dansı dersleri almış olmaları, biraz
olsun İngilizce bilmeleri ve belki de İngiltere’ye ya da Amerika’ya seyahate
gitme şansı bulmuş olmaları yaygındı. Özellikle Hamburg gençleri genelde
liberal görüşlü entellektüellerin çocuklarıydılar. Bu gençlerin çoğu
birbirleriyle hayatlarının daha erken dönemlerinde, jazz müziğin de çokça
çalındığı spor kulüplerinde tanışıyor ve arkadaş oluyorlardı. Kaki Georgiadis bu oluşumun önde
gelenlerinden biriydi. İngiliz pasaportu taşıyordu ve 18’inde babasının
tütünden gelen muazzam mirasına kondu. Yani Hamburg’un en zengin insanlarından
biri, swing gençlerinden 18 yaşında bir çocuktu. Arkadaşları için nasıl partiler
verdiği ancak hayal edilebilir. Başka bir ilginç ikili de seçkin bir yarı
Yahudi avukatın, bazen küçük erkek kardeşlerini de aralarına alıp Andrew Sisters’ı taklit eden
kızlarıydı. Şehrin her yanındaki partilerin müdavimiydiler.
Gençler, özellikle ilk dönemlerde,
kültürlerini yaymaktan hoşlanıyorlardı. Köprü altlarında taşınabilir
gramofonlarla swing kayıtları çalıyorlar, bu sayede ses etrafa daha kuvvetli
yayılıyordu. Swing şarkılarını ıslıkla çalıyor ve bazen bir ayakları kaldırımda
bir ayakları yolda, lotter step dedikleri aksak adımlarla, yürüyorlardı.
Swing-jugend gerçekte politik bir
hareket değildi; Amerikan yaşam tarzına özenen, farklı giyinen, saç uzatan,
özgür bir hayat sürmek isteyen ve Hitler Gençliği’nin parçası olmak istemeyen
gençlerden oluşuyordu. Kulüplerde müziklerinin yasaklanması üzerine
swing-jugend pek çok yerde illegal kulüpler açtı. Hitler ve Goebbels’in baskıyı
arttırması üzerine bu gençlik politize olmak zorunda kaldı. Çeşitli yerlerde
duvarlara Kahrolsun Hitler sloganları bile yazıyorlar, yaşam tarzlarıyla
Nazilerin topluma dayatmak istediği değerlere açıkça meydan okuyorlardı.
Gerçek
swing gençleri politik olsa bile, bu çoğu zaman ya bilinçsiz bir seçimdi ya da
onlara atfedilmiş bir şeydi, onların kendilerine yakıştırdıkları değil. Tabii
ki Amerikan swing müziğine olan aşklarının içten içe bireyselliği, özgürlüğü ve
hoşgörüyü takdir etmeleriyle bağlantılı olduğunu savunabilirsiniz. Ya da Hitler
gençliğine olan başkaldırılarının altında saklanan bütün Nazi felsefesine karşı
bir başkaldırıdır. Ama bu aralarında tartıştıkları ya da üzerine eylemler
planladıkları bir şey değildi; hakkında bir şeyler okuduğum her orijinal swing
çocuğu röportajlarında açıkça politik olarak güdülenmediklerini belirtiyordu.
Aykırı eylemlerle bilinirdiler, evet; ama bu suçlar daha çok ufak tefek
hırsızlıklar ve karaborsacılık gibiydi. Bir protesto yöntemleri vardıysa da bu
şiddet içermeyen bir şeydi: hükümetin vatandaşların nasıl giyineceği ve nasıl
davranacağı üzerindeki isteklerini basitçe reddetme. Ya da daha özel olarak,
ortaya çıkmalarında hor görmeleri öğütlenmiş siyahi ve Yahudi Amerikalıların
payı olan şeylerden hoşlanma.
Karl
Hintze isimli bir Nazi subayı 1941 yılında swingjugend’e daha ciddi bir ders
vermek gerektiğine karar verdi. Hamburg’a atanan Hintze liderliğinde yapılan
baskınla 300’den fazla swing genci tutuklandı. Önemli bir kısmı evlerine geri
gönderilse de bir bölümü siyasî suçlu olarak toplama kamplarına veya cepheye
sürüldü. Uzun saçlı olanların saçları kesildi.
Bu baskınla swing-jugend daha da politize oldu. Toplama kamplarında ve cephede zor koşullar altında doğaçlama caz yapan ve birbirleriyle dayanışan swing gençleri yaşam tarzlarına sahip çıkmayı sürdürdü. Üstelik kamplarda tutulan Yahudi müzisyenler de The Ghetto Swingers gibi gruplar kurarak müzik yapmayı sürdürdü. Bu müzisyenlerin çok azı kamplardan sağ çıkabildi.


