Adolf Hitler Almanya'sında Müziğe Bakış

           







Müziğin karşı konulmaz olması ve insanların fikirlerini değiştirme yeteneği nedeniyle, toplumda ayrılmaz bir parçası vardır; bu nedenle müzik, çeşitli siyasi taraflarca inançlarını desteklemek için kullanılır. Yıllar boyunca birçok müzisyen ve grup, müziklerini siyasi görüşlerini ifade etmek için bir araç olarak kullanmıştır. Öfkelenecek politikalar ve sorunlar olduğu sürece, bu sanatçılar ve gruplar seslerinin duyulduğundan emin olmaya devam edeceklerdir. Diğer yandan siyasi partiler ve iktidarlarda bu düşünce çerçevesinde hareket etmişlerdir. Bu yüzden politika ve müzik ilişkisinin birçok yönden tanımlanabileceğini bilmek önemlidir. Eylem başlatmak veya insanları harekete geçirmek, siyasi bir duyguyu desteklemek veya ilerletmek ya da toplum içinde tartışma ve değişim yaratmak adına ilham vermek için kullanılabilir.  Önemli olan, bunun nasıl yapıldığıdır.

Naziler, ilk yıllarından beri kendilerini kitlesel bir milliyetçi hareket olarak görüyorlardı ve görsel sanatlar, tiyatro ya da edebiyat kadar güçlü olabiliyorlardı. İdeolojilerini kitlelere ulaştırmak, Alman milliyetçiliğini canlandırmak amacıyla sanatın her dalını bir araç olarak kullanmayı başardılar. Goobbels’in halkı etkilemek adına, akıldan dahi daha üstün gördüğü müzik ise bu sanat dalları içinde Nazilerin vazgeçilmeziydi. 

Alman besteciler 18. ve 19. yüzyıllarda klasik müziğin tanımlanmasında büyük rol oynadı. Beethoven, Mendelssohn, Schumann, Richard Wagner ve Johannes Brahms genel olarak müzik ve kültür üzerine kendi bireysel izlerini bıraktı. 20. yüzyılda ise Avusturyalı besteci Schoenberg, çalıştığı şehir olan Berlin'de çok etkili oldu. Bu bestecilerin ve Almanya'daki diğerlerinin etkisi yadsınamazdı, ancak yeni dönemde Hitler'i etkilemedikleri takdirde Nazi Almanya'sında hiçbir değerleri yoktu. Nazi Almanya'sındaki herkes liderlerini takip etmeli ve iyi Alman / Nazi müziği çalmalı veya dinlemeliydi. Halk müziğine sıkı sıkı bağlanmalı ve geleneksel bestecilerin yolundan gidilmeliydi. Genel olarak, Nazi politikası kısa sürede Almanya'nın müzikal sahnesini yeniden yaratmayı başardı.

Nazi ideolojisine olan bağlılık, müzikal yeteneklerden daha ağır basmaktaydı. Besteciler ve müzisyenler, iktidar için propaganda silahı olarak kullanılabilir, eğlendirmek için yürüyüşler ve hafif müzikler üretebilir ve parti etkinlikleri ve mitingler için kullanılabilirdi. Nitekim de iktidarda bulunulan 12 yıllık süre zarfında bu organizasyon başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Hitler, Nazi Almanya'sında yaşamın her alanında olduğu gibi; kabul edilebilir sanatsal ifadeyi neyin oluşturduğunu da kontrol ederek, yozlaşmış sanat olarak gördüklerini ortadan kaldırdı. Naziler, Alman müzik dünyasını yozlaşmadan arındırma arayışıyla, muazzam miktarda aktivite, planlama ve politika yapmaya motive etti. 1933’te Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı tarafından çıkarılan yeni yasa ve Reich Müzik Odasının açılmasıyla Almanya’da müzik hayatı tamamen kontrol altına alındı. Yahudi bestecilerin işlerine son verilmesi, iktidara itaat etmeyen müzisyenlerin toplama kamplarına gönderilmesi yahut ülkeyi terk etmesi bu süreci takip etti. Maalesef ki birçok müzisyen yıllar boyunca ülkesinden uzakta olmanın acısıyla yaşarken birçoğu da toplama kamplarında acımasızca katledildi.

Nazilerin sanat alanında ki bu denli acımasız tutumunun sebepleri elbette ideolojik düşüncelerine dayanmaktaydı. Alman müziğinin ve bestecilerinin tarihteki ve dünyada ki öneminin farkında olan Naziler bununla gurur duymaktaydılar. Bu durum ele alındığında en iyi bestecileri ve müzikleri sayesinde Alman milliyetçiliğini güçlü bir şekilde kendi halkına ve dünyaya anlatabilirlerdi. Ama unuttukları şey müziğin kendileri karşısında boyun eğmeyeceği olacaktı. Diğer sebeplerden biri ise, Yahudilerin Alman müziğini de yozlaştırdığı düşüncesiydi. Ellerinde bu durumu destekleyen çok önemli bir argüman olduğu ise kesindi; Wagner’in Müzikte Yahudilik adında ki antisemit yazısı, özellikle Hitlere bu konuda çok yardımcı oldu. Hitler’in, Wagner’i bu denli sevmesinin ardında müziği değil, aynı görüş etrafında birleşmeleri yatmaktaydı. Şayet, Wagner yaşamış olduğu dönemde Hitlere zıt bir politik tutum sergileseydi, tarihin en iyi müzisyeni olsa dahi, ismi ve eserlerinin Nazi Almanya’sında yasaklanması kaçınılmazdı.

Naziler bu düşüncelerin etrafında çok hızlı bir şekilde bütün orkestralardan, sahnelerden ve eğlence merkezlerinden kısacası müzik camiasından Yahudi müzisyenleri tasfiye etme girişimlerini gerçekleştirdiler.  İzin verdikleri birkaç istisna durum ise; dünya basınına karşı bir savunmaları olması gerektiğinden, Judekulturbund ve kamplarda bulunan Yahudi orkestraları oldu. Ancak bu orkestraların Alman müziği çalması yasak ve repertuvarları bakanlık ya da SS subayları tarafından oluşturulmaktaydı.  

Nazi döneminde müziğin siyasal iletişim içerisinde yoğun bir şekilde kullanıldığını açıkça görüyoruz. Bu olaylar, sadece bu dönem ile özdeşleştirilemez. Yüzyıllardır müzik ve politika hiçbir zaman karşılıklı olarak birbirini dışlamamıştır. Aslında bu noktada siyasetin sadece müzik ile değil, sanatın bütünüyle olan ilişkisine bakmamız bizler için faydalı olacaktır. Bilindiği üzere tarih boyunca farklı zaman dilimlerinde ve farklı ülkelerde birçok dikta yönetimi karşımıza çıkmaktadır. Bu yönetimler dünyanın doğuşundan bu yana büyük bir güce sahip olan sanatı kontrol altına almak için büyük çabalar sarf etmiştir. Çünkü bu gücün kendilerinden çok daha üstün olduğunun farkındadırlar. Baskılar, yasaklar ve kendi ideolojileri doğrultusunda sanatı kullanma yönelimleri de bu süreci takip eder. Bu iki unsur arasındaki ilişkiyi gözlemlemek için belirli bir döneme, stile veya sanatsal harekete bakmaya gerek yoktur. Sanat, her zaman politikayla iç içedir. Ancak unutulmamalıdır ki hiçbir zaman herhangi bir ideolojinin kişisel yansıması olarak doğmamıştır. Sanatın kendisi başlı başına bir ideolojidir. Sanat, hayatın bizzat kendisidir; mücadelenin, yaşam biçiminin ve kültürün ifade edilme biçimdir.  Sanatı kontrol altına aldığını düşünen yönetimler çok büyük bir yanılgı içine girmişlerdir.



   Utku Koç, Müzikolog