Yaratıcı Sanatlarda Bilimsel Fikirlerin İfadesi: Sally Beamish - Awuya

 



İçinde bulunduğumuz çağda; teknoloji hızla gelişirken bilim de her geçen gün yeni buluşları ile ilerliyor. Yaratıcı sanatlarda bilimsel fikirlerin ifadesi nadirdir. Bilimsel keşiflerin önemini takdir etmek için halka açık sunulan ve sanatsal medyayı kullanan bilim insanı sayısı ne yazık ki azdır. İngiliz besteci ve kemancı Sally Beamish işte tam bu noktada Awuya adlı eseriyle sanat ve bilim ilişkisini gözler önüne sermiştir. Çağdaş müzik bestecisi olarak bilimi kendi sanatına yansıtmış ve halkın bu gibi bilimsel gelişmeleri duymasına olanak sağlamıştır. Sally Beamish, uyku hastalığının trajedisini ve bilimsel çabaların sağladığı umudu ifade etmek için; en güçlü duygusal dil olan müziği seçmiş ve Awuya’yı bestelemiştir .Glasgow Üniversitesi Prof. Keith Vickerman'ın uyku hastalığı ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar ve bu alandaki başarısı Sally’e ilham vermiş ve Prof. Vickerman’ın emekli olduğu yıl besteyi ona ve bu alandaki çalışmalarına ithaf etmiştir.


Awuya, yine aynı isimde bir kız çocuğuna söylenmiş ninnidir. 1940’larda uyku hastalığına yakalanarak yok olan bir Afrika kabilesine ait bu ninni Beamish’e ilham vermiştir. Bu hastalıkla yok olan ya da mücadele eden toplumların kültürünü (ezgisel,ritimsel ve sözlü olarak) müziğiyle bize taşımıştır. Ninninin orijinal sözlerinde hastalığın semptomları anlatılır:



“Awuya, ah annen hiçbir şey yapmıyor

O hiç yerfıstığı ezmiyor ve su çekmiyor.

Awuya annen hiçbir yere gitmiyor.

Ne balık yakalamaya ne de salyangoz aramaya..”



Genellikle uyku hastalığı olarak bilinen Afrika tripanosomiyazisi Sahraaltı Afrika bölgesinde bulunan çeçe sinekleri tarafından bulaştırılan parazit kaynaklı bir enfeksiyondur. Hastalık, ileri safhalarda merkezi sinir sistemine saldırarak ağır nörolojik hasara ve tedavi edilmediği takdirde ölüme neden olur. Hastalığın ilk safhasında tedavi görece kolaydır. Ancak ateş ve halsizlik salt bu hastalığa özgü belirtiler olmadığından uyku hastalığının teşhisi zordur. Hastalığın ikinci safhası parazitin merkezi sinir sistemini işgal etmesiyle başlar. Hasta bu aşamada koordinasyon bozukluğu, kafa karışıklığı, kasılmalar ve uyku bozukluğu gibi nörolojik ve psikiyatrik belirtiler gösterir. Hastalığın doğru ve tam olarak teşhis edilmesi.için omurilik sıvısından örnek alınması da dahil olmak üzere üç farklı test yapılması gerekir.


Parça 1998’de yalnızca arp için bestelenmiş ve ilk olarak Glasgow Üniversitesinde Louise Vickerman tarafından icra edilmiştir. Afrika davul ritimlerinden ve bir Afrika kabilesi tarafından kullanılan pentatonik bir arptan esinlenilmiştir. Müzik Afrika davul ritimleriyle başlar, ardından müzikal “renk değişimleri” duyulur, bu da hastalığa ait tripanomların değişen katını ifade eder. Ardından ninni melodileri ve yine “renkli” müzik devam eder. Bu müzik ninnin ilk duyulmasından sonra daha az belirgin olup değişime uğrar ve ninni melodilerine geri döner. Parça, değişen triponomların kontrol edilebileceğini ve hastalığın tedavisinin olabileceği önerisi ile iyimser ve umutla sona erer. 




       Seda Öztüfekçiler, Müzikolog