Gece Müziği: John Field ve Noktürn (Nocturne)

           





         18. yüzyılda İtalyanca notturno ("geceye özgü")olarak anılan noktürn, aslen akşamları çalınması öngörülen oda müziği besteleriydi. Geceyi çağrıştırması aranan bir özellik değildi. Akşam toplantılarına özel bestelenen bu tür noktürnlere, Wolfgang Amadeus Mozart'ın (1756 - 1791) 1776 tarihli, 6 numaralı Re Majör Serenata Notturna'sı (Köchel 239) örnek verilebilir. Serenata Notturna, yaylı çalgılar ve timpaninin olduğu iki farklı oda orkestrası için yazılmıştı.

     Gece müziği anlamına gelen Nocturne (Noktürn), ağır tempolu, lirik, hüzünlü ve düşsel özellikler taşıyan, solo piyano için bestelenmiş eserlerdir. Noktürnler çeşitli ruh durumlarını ve duyguları yansıtmaktadır, gizem, melankoli, ıstırap ve romantizm ile doludur. Bu noktürnler romantik dönem piyano edebiyatında önemli bir yer tutmakta ve piyano eğitiminin vazgeçilmez eserleri olarak kabul edilmektedir.

     İrlandalı besteci ve piyanist olan John Field, piyano için bestelenmiş olan noktürnlerin yaratıcısı olarak kabul edilir. Aynı zamanda romantik dönemi hazırlayan en önemli bestecilerin başında gelmektedir. 19. Yüzyılın başlarında Avrupa'da en çok bilinen konser piyanistlerinin başında gelmekteydi. Pek çok besteciyi etkilemesinin sebebi, çalış tekniği ve şarkı söyler gibi ifadeli olan tonuydu. Öyle ki Paris'te vermiş olduğu konserlerde etkilediği müzisyenlerin başında Lizst’de vardı.

     Şüphesiz Field'ın günümüzde hatırlanıyor olmasının sebebi nocturn formunu yaratmış olmasından kaynaklıdır. 19. Yüzyılın sonlarına doğru unutulmuş, 20. Yüzyılın başlarında ise yeniden keşfedilmiştir. Pek çok eseri ise  Sovyetler Birliğinin çöküşünden sonra gün yüzüne çıkmıştır.

     Field'ın bu çalışmasının daha önceki gelenekten ayrı değerlendirilmesinin sebebi, bir elin çaldığı arpejli bir eşliğin karşısında, diğer elin "şarkı söyler gibi" (İta. cantabile) çalınması özelliğini getirmiş olmasıdır. Bu özelliği Field'ın 5 no'lu Si Bemol Majör Noktürn'ünde net bir şekilde görebiliriz.

     Noktürn isminin kullanımdan önce serenad, pastoral ve romans gibi birçok başlıklar kullanılmıştır. Field ilk noktürnünü 1814 yılında bestelemiştir.Field’ın piyano için yarattığı noktürn formu başta Chopin olmak üzere pek çok romantik dönem bestecisi için bir model oluşturmuştur. Field’ın noktürnleri ne yazık ki hiçbir zaman Chopin’in lirik çizgilerini destekleyen o   zengin armonilere ve orijinal piyano stiline ulaşamaz. Kendi döneminde oldukça popüler   olmasına rağmen, Field’ın noktürnleri bugün kulağa boş ve sönük, ezgi çizgilerinin gidişi amaçsız, sol eldeki eşlik partisindeki figürler monoton ve bazen tutarsız gelmektedir. Ancak, bu noktürnler tarihsel öneminden dolayı halen yaşatılmakta ve Chopin’in müziğinde mükemmelliğe ulaşmış bir müzik çeşidinin embriyonunu temsil etmektedirler.



      Field bu eserinde belirli bir form takip etmemiştir. Eser incelendiği zaman genel yapının romantik dönemin alışılmış şarkı formlarına uymamakta olduğu ve temaların oldukça serbest olarak improvize edildiği görülmektedir. Noktürnde ezgi çizgisi daha önem kazanarak form ikinci planda bırakılmıştır. Eser içerisinde temalar adeta genel bir A B C B yapısı içerisinde sunulmaktadır. Her biri 4 ölçüden oluşan motifler ritmik değişiklikler ve ezgisel süslemelerle çeşitlendirilmişlerdir. Noktürnün açılış bölmesinde (A) sunulan motifler a a’ b a’ olarak sıralanmıştır. B bölmesi c d c’ d motiflerinden oluşmaktadır. C bölmesi ise e ve e’ motiflerinden oluşmakta ve ritardando ile sonlanan ve kadansa benzer bir pasajdan sonra duraklamaktadır. Bu noktada besteci sanki nereye gideceğini bilememektedir. Bu bölme sürpriz bir f motifi ile sona erer. Eser alışılmadık bir şekilde B bölmesinin tekrarı ile devam eder ve sakin bir ruh durumu ile sona erer.

    Noktürn türüne bugünkü ününü kazandıran kişi ise, Polonyalı  besteci Frédéric Chopin oldu. 1827 ile 1846 arasında yazdığı 21 noktürnde, Field'ın türe kazandırdığı, sağ elin şarkı melodisi gibi çalınması geleneğini devam ettiren Chopin, ayrıca ritmi de daha serbest hale getirerek bir anlamda gecenin belirsizliğini vurguladı.

     Chopin’in üstün yeteneği Field’ın yarattığı formülün içini kolayca doldurmuş; barkarol bir eşlik üzerinde hayal gibi akan ezgileri sık sık kesen, oldukça nostaljik kromatik dizilerden oluşan “coloratura” pasajlar... Noktürn formu Chopin’in ellerinde en müzikal, en kederli ve en romantik ifade ile gelişmiştir. Chopin eserlerinde kendi düşüncelerini, hüzünlerini ve özlemlerini ortaya koymuştur. Chopin’in noktürnleri kesinlikle eşsiz, mükemmel derecede lirik ve çeşitli ruh durumlarını ve duygularını yansıtan eserlerdir ve kişiliği en çok bu eserlerinde seçilir. Bu noktürnler esrarengiz ve melankolik, bir gece gibi yıldızlar, ızdırap, pişmanlık ve romantizm ile doludur. Tıpkı 19. yüzyıl şairi Alfred de Musset’in şiirlerinde olduğu gibi: ''en güzel şarkılar, en hüzünlü şarkılardır.''



   Utku Koç, Müzikolog