Elektronik Çalgılara Genel Bir Bakış

 


19. yüzyıl başlarında başlayan Romantizm ve ardından 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan Dadaizm akımları ile müzik sanatında köklü değişimler yaşanmaya başlamıştır. Teknolojinin gelişmesi, dünya savaşları, bilim alanındaki gelişmeler ve sanayileşme gibi olguların etkisiyle müzik alanında kavramsal ve yapısal olarak yeni bir dönem başlamıştır. 19. yüzyıl ortalarında başlayarak teknolojinin ortaya getirdiği imkanlar dahilinde özellikle Amerikalı ve Avrupalı mühendislerin geliştirdikleri aygıtlar ve enstrümanlar, sanatçılara yeni sanatsal üretim imkanları sunmuştur. 1877 yılında Thomas Edison tarafından ses kayıt yapabilen, tekrar üretebilen ve yeniden çalabilen Fonograf (Phonograph) isimli cihaz icat edilmiştir.  Ses kayıt teknolojileri alanında meydana gelen gelişmeler yeni seslerin üretimini ve müzikte kullanımını beraberinde getirmiştir.


Elektronik aletler düşük kuvvetli sistemlerdir ve transistör, tümleşik devre gibi parçalar kullanırlar. Buna göre, elektro mekanik anlamda ses üreten çalgılarla elektronik ögeler kullanarak ses üreten çalgılar arasında ayrım yapılabilir. Elektro- mekanik çalgılara Telharmonium, Hammond B3 ve elektrogitar gibi çalgılar örnek verilebilirken, elektronik çalgılara da Theremin, synthesizer ve bilgisayar örnekleri verilebilir” (Milliard, 2013: 117). “Elektronik enstrümanlar, bilgisayarlar, sequencer’lar ve bu standardı destekleyen diğer tüm elektronik ve dijital cihazlar arasında müzikal performans ve cihaz kontrolü̈ gibi bilgilerin akışını ve paylaşımını sağlayan dijital bir veri aktarımıdır” (Önen, 2016: 280).


1700’li yıllarda Cizvit Papazı olan Anthanasius Kircher ve Jean-Baptiste’nin elektro-akustik enstrüman denemeleri yaptıkları bilinmektedir. Mekanik anlamda elektronik bir enstrümanı 1897’de Thaddeus Chill’in ürettiği elektrikle ses üreten “Telharmonium” isimli cihazdır. Bu cihaz günümüzdeki ses sentezleyicilerine (synthesizer) benzer yapıda, kendine özgü ses tonlarını oluşturmaya ve biçimlendirmeye olanak tanıyan aynı zamanda polifonik klavyesi ve hoparlörü olan bir enstrümandır. Başka bir elektronik müzik dünyası için önem arz eden çalgı ise; 1919 yılında Leon Theremin tarafından icat edilen ve günümüzde halen kullanılan “Theremin” isimli enstrümandır. Theremin dokunmadan çalınabilen ilk müzik aletlerinden olması nedeniyle önem taşımaktadır. Bu cihaz, iki titreşim yayan parçası ve iki metal anteni bulunan bu titreşimleri bir amfi yardımıyla yükseltip ses çıkmasını sağlayan bir çalgıdır.  Laurens Hammond tarafından 1935 yılında üretilen elektrikli organ olan “Hammond Organ” isimli çalgı piyasaya sürülmüştür. Hammond organ üzerinde, iki adet beş oktava sahip klavyeler bulunmaktaydı.


Kullanılan en yaygın elektronik çalgı ise; 1964 yılında Amerikalı Robert Moog tarafından piyasaya sürülen “Moog Synthesizer” isimli modüler ses sentezleyicidir. Bu çalgının temel yeniliği, voltaj kontrollü bir osilatör yardımıyla ses perdesini kontrol etmek için voltaj kullanmasıydı. Moog markası daha sonra birçok farklı synthesizer modeli üretmişlerdir. Hardware veya software standart bir syntheszier üzerinde ses üreten en az bir osilatör, sesin genel tınısını şekillendirmede kullanılan filtre, ses seviyesini ayarlamada kullanılan amplifikatör ve alçak frekans üreten LFO (Low-frequency oscillation) isimli yapılar bulunmaktadır. Osilatörler periyodik olarak ses dalgaları üretirler. En yaygın dalga çeşitleri sinüs, sawtooth, triangle ve square dalgalarıdır. Günümüzde analog, dijital ve yazılım çeşitleri ile synthesizer, elektronik müzik üretimi için kullanılan temel enstrümanlardan birisidir.



Caner Özbek, Müzikolog