x
Müziksel-Ritmik zekâ alanı; bir bireyin müziksel olarak düşünmesi ve belli bir olayın oluş biçimini, seyrini veya düzenini müziksel olarak algılaması, yorumlaması ve iletişimde bulunması olarak tanımlanabilir. Müziksel-Ritmik zekâsı güçlü olan insanlar, sadece müzik eserlerini kolaylıkla hatırlamazlar, aynı zamanda olayların oluşumunu ve işleyişini müziksel bir dille düşünmeye, yorumlamaya ve ifade etmeye çabalarlar.
Müziksel-Ritmik zekâsı güçlü olan bir öğrencinin bazı özellikleri şunlardır:
Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlar.
Güzel şarkı söyleyebilme sesine ve yeteneğine sahiptir.
Bir müzik aletini çok iyi çalar ya da çalmayı çok ister.
Müzik dersini çok sever.
Konuşurken veya hareket ederken elleri ve ayakları ile ritim tutar.
Farkında olmadan kendi kendine mırıldanır.
Ders çalışırken farkında olmadan masaya vurarak ritim tutar.
Çevresindeki seslere karşı aşırı duyarlı ve hassastır.
Bir şarkı duyduğunda farkında olmadan ona eşlik eder.
Ders çalışırken veya bir şey öğrenirken müzik dinlemekten çok hoşlanır.
Akademisyen Bayram Akdoğan ''Sanat,Sanatçı,Sanat Eseri ve Ahlak'' adlı çalışmasında bu durumdan şöyle bahseder : ''Sanat Psikologlar ve eğitimciler yaratıcılık ile zekâ arasında bir bağ var mıdır konusu üzerinde çalışmışlardır. Buna göre zekâ ile yaratıcılık, özellikle sanatsal bir eser ortaya koyma söz konusu olunca hep ayrı davranışlar olarak düşünülmüştür. “Bir kişinin yüksek zekâsı yoksa bile, özel yeteneği var” cümlesi, sözel ya da sayısal olmayan zihin karakteristiklerinin, zekâdan daha aşağıda yetenek olarak tanımladığını göstermektedir. Zekâ ve yaratıcılık arasında doğrudan bir bağlantıdan söz etmek mümkün değildir. Buna göre bir çocuğun zekâ düzeyi düşük olsa bile, yüksek derecede yaratıcı; bunun tersi olarak da, zekâ düzeyi yüksek olduğu halde yaratıcılık düzeyi bakımından düşük seviyede olabilmektedir.''
Müzikal zekâ, diğer zekâ türleriyle ilişkili olmayabilen, kendi kural ve düşünme yapılarına sahip olan bir zekâ türüdür diye tarif edilmektedir. Müziksel-ritmik zekâ, sesler, ritimler, farklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir. Bu tür zekâ, müzikte usul ve makam tanıma, çevredeki seslere ve müzik âletlerine karşı duyarlılık kapasitelerini içerir.
Müzik eğitimi için müziksel zekâ grubuna giren çocukların da bir an önce eğitime alınması önemlidir. Durumu tespit edilen çocuğun eğitim işinin aksatılması ve ebeveynlerin bu konuda ihmalkâr davranmaları, eğitimsiz geçen her zamanın çocuğun aleyhine olacağı konusunda bilinçli olmalarını zorunlu kılmaktadır. Ancak çoğu zaman ailenin maddi ve sosyo-ekonomik şartları buna elverişli olmayabiliyor. Sırf ekonomik şartlar nedeniyle nice yetenekler ve üstün zekâlar kendi haline terk edilmektedir.
Okul öncesi dönemde başlaması gereken müzik eğitimi, çocuğun müzikle ilgili bilgi ve becerilerini doğrudan etkilemektedir. Bu yüzden de üzerinde dikkat ve titizlikle durulması gereken bir konudur. Okul öncesi enstrüman öğreniminde çocuklar henüz harf ve sayı bilmedikleri için şekil ve renklerden yararlanabilmekteyiz.
Hasan Asan
